TDK’nın 2025 Kavramı ve Çok Katmanlı Sorumluluk
Teknolojik ilerlemenin insan ilişkilerini ve hakikat algısını yeniden şekillendirdiği günümüzde, dijital alandaki ahlaki yükümlülükler öne çıkıyor. Türk Dil Kurumu’nun 2025 yılı kavramı olarak belirlediği “dijital vicdan”, bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, konuya ilişkin makalesinde dijitalleşmeyi salt teknik bir değişim değil, insanın bilgi ve başkalarıyla kurduğu bağı dönüştüren köklü bir süreç olarak ele alıyor. Mumcu, “Dijitalleşme, teknik bir dönüşümün ötesinde insanın hakikatle, bilgiyle ve birbirleriyle kurduğu ilişkinin yeniden yapılanmasını ifade etmektedir” diyerek meselenin özüne işaret ediyor.
Bireyden Algoritmaya Etik Bilincin Yayılması
Dijital vicdan kavramı, bireyin çevrimiçi ortamdaki her türlü eylemini etik değerlerle sorgulama kapasitesini ifade ediyor. Bu sorumluluk alanı, sıradan kullanıcıları aşarak medya kuruluşlarını, teknoloji şirketlerini ve algoritma tasarımcılarını da kapsıyor. Luciano Floridi’nin “Bilgi Etiği” (Information Ethics) yaklaşımı, dijital ortamdaki ahlaki meselelerin yalnızca insan merkezli değil, sistem merkezli de ele alınması gerektiğini vurgular (Floridi, 2013). Sosyal medyanın herkesi potansiyel bir yayıncıya dönüştürmesiyle, dezenformasyon ve dijital linç gibi sorunlar anonimlik zırhı ardına sığınılarak yayılabiliyor. Bu noktada temel soru şu oluyor: “Her yapılabilen şey, yapılmalı mıdır?“
Algoritmaların Vicdanı ve Kul Hakkı Perspektifi
Günümüzde yapay zekâ ve algoritmalar da dijital vicdan tartışmasının bir parçası. Avrupa Birliği Yapay Zekâ Etik Rehberi’ndeki “insan merkezli yapay zekâ“, “etik” ve “şeffaflık” ilkeleri bu ihtiyacı gösteriyor (EU Ethics Guidelines for Trustworthy AI, 2019). Öte yandan, İslami perspektiften bakıldığında dijital hak ihlalleri kul hakkı kapsamında değerlendiriliyor. Din İşleri Yüksek Kurulu (2023), hak kavramının önemini vurgulayarak, “İslâm, bütün canlılara ait hakları tespit ve tarif edip sınırlarını belirledikten sonra her bir hak sahibine hakkının verilmesini emretmiş; hak ihlali anlamına gelecek her türlü davranışı da yasaklamıştır” açıklamasını yapıyor. Kur’an-ı Kerim’deki “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının… Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” (Hucurât, 49/12) ayeti, iftira ve gıybetin çevrimiçi ortamda katlanan etkisine dikkat çekiyor. Dijital vicdan, bu bağlamda, nefs-i levvâme olarak tanımlanan içsel muhasebenin çağdaş bir tezahürü olarak görülüyor.
