Balkan Üniversitesi’nden Üsküp ve Kratova Osmanlı Darphanelerine Kapsamlı Bakış

‘Padişah Darphanesi’nde Osmanlı akçesinin peşinde...

Makedonya’daki Osmanlı Madeni Para Koleksiyonu Projesi Tamamlandı

Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU), Üsküp ve Kratova’da faaliyet gösteren Osmanlı darphaneleri ile bu merkezlerde basılan sikkeler üzerine derinlemesine bir araştırma gerçekleştirdi. Yunus Emre Enstitüsü, Halkbank ve Edirne Valiliği iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Üsküp ve Kratova’da Basılan Madeni Para Koleksiyonu (XIV-XVII. Yüzyıl)’ başlıklı proje kapsamında, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Müzesi’nde bulunan ‘Osmanlı Döneminde Makedonya’ koleksiyonundaki 125 adet sikke titizlikle incelendi. Araştırmalar, gümüş akçelerin Sultan II. Mehmet’in tahta çıkışından (1451) Sultan II. Osman dönemine (1622) kadar basıldığını ortaya koyarken, Makedonya topraklarında en yoğun sikke basımının Kanuni Sultan Süleyman devrinde gerçekleştiği tespit edildi.

Proje Hem Kitap Hem de Gezici Sergiye Dönüştü

Üniversitede bir araya geldiğimiz Rektör Prof. Dr. Lütfi Sunar, Makedonya coğrafyasında Osmanlı İmparatorluğu’na ait iki önemli darphane bulunduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Bu bölge zengin gümüş yataklarına sahip. Osmanlı Devleti, Kratova ve Üsküp’teki bu madenlerden elde ettiği gümüşle para basıyordu. Bu darphanelerde üretilen sikkelerin bir koleksiyonunu oluşturarak hem bilimsel bir eser hem de bir sergi hazırladık. Şu an bu para koleksiyonu farklı ülkelerde ve şehirlerde sergileniyor. Aynı zamanda iki darphanenin tarihsel geçmişini de gün yüzüne çıkarmış olduk. Üsküp’teki darphane binası ayakta kalırken, Kratova’daki yapı harabe halinde. Sikkeler, Üsküp Müzesi’nde çalışmış bir koleksiyoner tarafından yıllar boyunca biriktirilmiş. Kendisiyle iş birliği yaparak bu projeyi ortaya koyduk. Ayrıca Üsküp’teki türbeler, çeşmeler, köprüler, hanlar ve hamamlar gibi anıtsal yapılarımızın fotoğraflanması çalışmaları da sürüyor. Alaca Camii ile ilgili kapsamlı bir proje yürüttük. Bu topraklarda Türk İslam kültür ve sanat tarihine sahip çıkan bir rol üstleniyoruz.”

Kanuni Dönemi Madeni Para Basımında Zirve Olarak Kaydedildi

Üniversite, proje kapsamında elde edilen bulguları ‘Paranın Yolculuğu: Üsküp ve Kratova’da Basılan Madeni Para Koleksiyonu’ adlı bir yayınla bilim dünyasına sundu. Yayında Osmanlı darphaneleri ve sikkeleriyle ilgili öne çıkan tespitler şu şekilde sıralandı: Üsküp Darphanesi’nin faaliyetlerine Sultan IV. Murat’ın (1623-1640) hükümdarlığının sonuna kadar devam ettiği ve mevcut verilere göre burada para bastıran son padişahın Sultan IV. Murat olduğu belirlendi. Dönemin yasalarına göre 100 dirhem gümüşte en fazla yarım dirhem kayba izin verildiği ve bu miktardaki gümüşten tam 420 akçe basılması gerektiği kaydedildi. Üsküp Darphanesi’nde en çok gümüş akçelerin üretildiği vurgulanırken, Fatih Sultan Mehmet’in her on hicri yılda bir akçelerin tasarımını değiştirdiği ve bu değişikliklerin sikke ağırlığında yarım karatlık bir düşüşe neden olduğu aktarıldı. Bu tasarım yeniliklerinin Üsküp akçelerine de yansıdığı ifade edildi. Araştırmalar sonucu Üsküp’te basılmış 10 farklı akçe tipi kayıt altına alınırken, bunlardan bazılarının son derece nadir ve eşsiz olduğu belirtildi. Kanuni Sultan Süleyman döneminin, sikke basımında adeta bir altın çağ yaşadığı ve Üsküp Darphanesi’nin bu dönemde oldukça verimli çalıştığı ortaya kondu. Sultan Süleyman devrinde 30 adet gümüş akçe basıldığı, bu sikkelerin tasarım ve kaligrafi açısından zirveye ulaştığı ve bazı örneklerin nadir ve küçük başyapıtlar olarak kabul edildiği ifade edildi. Üsküp Darphanesi’nin 1568 yılındaki gelirinin yaklaşık 67 bin akçeye ulaştığı ve Kanuni döneminde darphanede altın paraların da basıldığı bilgisi paylaşıldı.

Sahtekarlığa Karşı Caydırıcı Bir Unsur: Tuğra

Osmanlı madeni paralarının en eski örneklerinin I. Murad Hüdavendigar (1362–1389) ve I. Bayezid Yıldırım (1389–1402) dönemlerine ait olduğu belirtilirken, bu sikkelerin önemli bir kısmının Üsküp, Kratova ve Ohri gibi Makedon şehirlerindeki darphanelerde basıldığı kaydedildi. Osmanlı İmparatorluğu’nda darphanelerin Orhan Gazi (1324–1362) zamanından itibaren açılmaya başlandığı ve Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) döneminde imparatorluk genelinde en az 15 darphanenin faaliyet gösterdiği aktarıldı. Sikkelerin üzerindeki yazıların Arapça olduğu ve tarihlerin Hicri takvime göre işlendiği vurgulandı. Madeni paraların arka yüzünde yer alan ve padişahın damga şeklindeki tuğrasının, büyük bir özen ve sanatsal incelikle tasarlandığı ifade edildi. Tuğranın sadece padişahı yüceltme işlevi görmediği, aynı zamanda olası sahtekarları caydırmak için bir tehdit unsuru olarak da kullanıldığı belirtildi. Çoğu zaman yeni basılan akçelerin ağırlık ve değerinin daha düşük olduğu, kaliteli ve saf sikkelerin yanı sıra düşük kaliteli, hafif ve sahte paraların da dolaşıma sokulduğu, ancak devletin bu tür sahtekarlıklara karşı dikkatli ve tedbirli olduğu vurgulandı.