Dua Bekleyen Kimsesizler İçin Başlattığı Anlamlı Gelenek
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu, tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın az bilinen bir yönünü sosyal medya paylaşımıyla gündeme taşıdı. Afyoncu, “İlber Hoca’nın bilinmeyen hassasiyeti; dua bekleyen kimsesiz cariye ve saray ağaları” başlıklı mesajında, Ortaylı’nın samimi dini yaşantısını gösteren bir geleneğini anlattı. Paylaşımında, “Merhum Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi. Allah ile kul arasında olan ve başka kulların da haberdar olmasının gerekli olmadığı çok güzel hasletlere sahipti” ifadelerine yer verdi.
İlber Ortaylı, 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü olarak atandığında, unutulmuş bir geleneği hayata geçirdi. O yılın Ramazan ayında, sarayda görev yapmış ve nesli tükenmiş ağalar, cariyeler ve hizmetliler için hatim okutturarak bir dua programı düzenledi. Bu geleneği, 2012’ye kadar sürdürdü. Dönemin tanıklarından Murat Kargılı, bir davet üzerine katıldığı 2005’teki programı şöyle aktardı: “İftardan sonra Fatih Çollak Hoca bir aşir okudu. İlber Hoca aşir kıraatinden sonra elime ekte fotoğrafını yayınladığımız belgeyi verdi. Fatih Hoca, İlber hocanın listesini hazırladığı ağaların duasını yaptı.” Kargılı, Ortaylı’nın kendisine, “Bu sarayın sahipleri sultanlar değildir, asıl sahipleri bunlardır, bunların adı sanı unutulmuştur ve bazılarının nesepleri kesilmiştir, kimseleri de yoktur” dediğini belirtti.
Tarihçi Prof. Dr. Mehmet İpşirli de bu törenlere şahit oldu. İpşirli, bir akşam kendisinden dua yapmasının istendiğini ve iftar sonrası okunan hatmin duasını okuduğunu anlattı. Ortaylı’nın kendisine, bu hatmi, arkalarında dua edecek kimsesi kalmayan saray çalışanları için yaptırdığını söylediğini aktardı. Afyoncu’nun paylaştığı belge ise Ortaylı’nın bu manevi sorumluluğu ne kadar içselleştirdiğini gösteriyor. Ortaylı’nın el yazısıyla hazırladığı listede, kimler için dua edildiği yazıyor ve kendisinin de “50 Yasin-i Şerif adadım” notu düşülmüş durumda. Bu uygulama, İlber Ortaylı’nın derin tarih bilgisiyle, insani ve manevi duyarlılığını birleştiren nadir bir örnek olarak kayıtlara geçti.
