Jinekolojik Kanser Sonrası Hormon Tedavisi: Yeni Yaklaşımlar

Yılların tartışması son buluyor… Menopozda hormon aklandı mı

Doç. Dr. Talmaç, “Hangi Hastaya, Ne Zaman ve Nasıl?” Sorusunun Önemine Dikkat Çekti

Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Merve Aldıkaçtıoğlu Talmaç, jinekolojik kanser geçiren kadınlarda menopoz yönetimine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Talmaç, “Menopoz yıllarca kadınlar için ‘hormonsuz yaşamak zorunda kalınan’ bir dönem gibi anlatıldı. Özellikle jinekolojik kanser geçiren kadınlara çoğu zaman otomatik olarak hormon replasman tedavisinden uzak durmaları söylendi” diyerek geleneksel yaklaşımı özetledi. Ancak yeni araştırmaların farklı bir perspektif sunduğunu belirten Talmaç, “Oysa güncel bilimsel veriler bize yumurtalık kanserinde bile daha dengeli ve bireyselleştirilmiş bir yaklaşımın mümkün olduğunu gösteriyor. Doğru hasta seçimi, uygun doz ve yakın takip ile bazı jinekolojik kanserleri geçirmiş kadınlarda bile hormon replasman tedavisi yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Talmaç, artık temel sorunun “Hormon verilebilir mi?” olmadığını, “Bugün asıl soru ‘Hormon verilebilir mi?’ değil ‘Hangi hastaya, ne zaman ve nasıl güvenle verilebilir?’ sorusudur” diyerek vurguladı. Bu bireyselleştirilmiş yaklaşımın, menopoz sonrası yaşamı kanser korkusunun gölgesinden çıkardığını ve kadınların daha sağlıklı bir hayat sürmesine olanak tanıdığını aktardı. Talmaç, “Güncel bilimsel veriler, jinekolojik kanser tedavisi sonrası menopoz yönetiminin daha bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini gösteriyor. Doğru hasta seçimi yapıldığında hormon replasman tedavisinin bazı kadınlar için güvenli ve etkili bir seçenek olabileceği ifade ediliyor” dedi.

Kadın kanserlerinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını da sözlerine ekleyen Doç. Dr. Talmaç, en sık görülen jinekolojik kanser türlerini sıraladı. Özellikle yumurtalık kanserinin sinsi seyrettiğini ve genellikle ileri evrede teşhis edildiğini belirtti. Erken evre belirtilerinin önemsenmemesinin tanıyı geciktirdiğine dikkat çekti. Talmaç, “Hastalar bize karında şişkinlik, anormal kanama, karın ağrısı gibi bulgularla geldiğinde ise kitle büyümüş oluyor. Ne yazık ki tarama testi de yok. Genellikle hastalar üçüncü evrede geliyor” şeklinde konuştu. Ancak tedavideki gelişmelerin umut verici olduğunu da sözlerine ekledi: “Ancak yüz güldürücü tarafı da şu ki cerrahi, kemoterapi, tümör konseyi, immünoterapi, akıllı ilaç gibi seçenekler ile beş yıllık sağ kalımda ciddi artışlar yaşanıyor. Bu kanser türlerine artık eskisi kadar korkarak yaklaşmıyoruz ama kadınlar mutlaka düzenli kontrollerden geçmeli…”