Dijital Yaşam ve Damgalama Obeziteyi Tetikliyor
Türkiye Obezite Araştırmaları Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı, 4 Mart Dünya Obezite Günü’nde yaptığı açıklamada, teknolojinin yaşam tarzımızı değiştirmesinin obeziteyi artıran önemli bir faktör olduğunu vurguladı. Yazıcı, “Akıllı telefonlar, dijital uygulamalar bile obeziteyi artırıyor. Günün neredeyse her saati uygulamadan yemek siparişi verebiliyoruz, bankaya gitmiyoruz, markete gitmiyoruz ve hareket etmiyoruz. Çocuklar artık dışarıda oynamak yerine telefonla oynuyor. Bu da obeziteyi artırıyor” dedi. Türkiye’de yetişkinlerin %35’inin, dünya genelinde ise yaklaşık 3 milyar kişinin obezite veya fazla kilolu kategorisinde olduğu belirtildi.
Obeziteyle yaşayan bireylerin toplum içinde sıklıkla önyargıyla karşılaştığına dikkat çeken Yazıcı, yeni bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarını paylaştı: “Türkiye’de obezite ile yaşayan bireylerin yüzde 68’i bu durumu kişisel tercihlerle önlenebilir olarak görüyor. Yine yüzde 71’i obeziteyi sadece diyet ve egzersizle çözmenin mümkün olduğuna inanıyor. Sadece bu iki görüş bile obeziteden bireylerin kendini suçlu gördüğünü gösteriyor.” Araştırmaya göre, katılımcıların %83’ü özgüven kaybı, %85’i zihinsel iyilik halinde olumsuz etkilenme yaşıyor. Ayrıca, %69’unun sosyal yaşamdan ve romantik ilişkilerden uzak durmasına yol açıyor.
Medya ve sinemanın da bu damgalamayı pekiştirdiği vurgulandı. TOAD ve Fuji Film’in Dünya Obezite Günü için düzenlediği film yarışması toplantısında konuşan Prof. Dr. Ruken Öztürk, “Filmlerde neden hep kahramanlar beyaz ırk ve erkek diye sorardık ancak bu işe eğilince anladık ki bir de zayıf. Obeziteli veya fazla kilolu bireylere ise genellikle sakar, beceriksiz rolleri veriliyor. Eğer obeziteli birey kadınsa aşk hayatında da tercih edilmeyen bir kadın senaryosu yazılıyor” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Dilek Yazıcı, özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışa dikkat çekerek, “Obezite bir pandemi gibi ilerliyor. Çocukluk çağına bakacak olursak 400 milyon obeziteli ergen ve çocuk olduğu görülmekte. 1975 yılında çocukların sadece yüzde 4’ü obeziteli iken şimdi bu oran yüzde 20’ye kadar artmış durumda” dedi. Yazıcı, obezitenin sadece genetik veya hormonal değil, psikolojik, sosyal ve ekonomik boyutları olan kompleks bir hastalık olduğunu vurgulayarak, “Obezite bir irade meselesi değil. Maalesef ki bu irade mesele olması durumu toplumda yaygın bir inanç şeklinde. Düşünün sağlık çalışanları arasında bile bu irade meselesi olarak görüldüğü için kişiler yardım almaktan kaçınmakta” şeklinde konuştu.
